Yenigün’ün Aydınlığına İnanalım, Kavgayı Bırakmayalım! – Bedri Soylu

Bu yazı 2014’te emekveadalet.org için yazılmıştı. Günün anlam ve önemine binaen tekrar neşrettim. Devletin kirli yüzünü ve şiddetini sonrasında bu denli hissedeceğimizi beklemediğimiz zamanlardı. Haliyle ümitli olmayı gözeten bir yazıydı. Sonraki yıllarda çok şey yaşandı. Mesela Kemal Kurkut, 23 yaşında hayatının baharındayken, 2017 Diyarbakır Nevruz’una katılmak için alana girdiğinde gözerimizin önünde, kameralara karşı polis mermisiyle katledildi. Kurşunu sıkan polis beraat etti, haberini yapan gazeteci ise yargılandı. Bu hadise başımıza gelenlerden sadece bir tanesi üstelik. Biz yine de ütopyalara inanıyoruz, Kemal Kurkut’u asla unutmadan…

***

Latin Amerika menşeili şöyle bir söz var: “Ne halkların savaşı, Ne sınıfların barışı!” (Ni guerra entre pueblos, Ni paz entre clases!) Bunu belki garip gelecek ama İsmet Özel’den öğrendim. Siyasal anlamda söz söyleme gayretlerinin temel handikaplarına ciddi bir set çeken bu söz üzerine çok şeyler söylenebilir ancak acizane içinde olduğumuz Nevruz Bayramı ile ilintili olarak zihnimde canlandırdıklarını paylaşmak istiyorum.

Ülkemizde son yüzyılda maruz kaldığımız faşizan ve batıcı uygulamalar nedeniyle yakın zaman kadar sadece Kürtlere has olduğu algısı yaygın olan bu bayram, aslında Balkanlardan Hint alt kıtasına kadar uzanan mevsimsel değişim karakteri birbirine hayli yakın olan orta kuşak coğrafyadaki tüm halkların ortak bayramı olarak binlerce yıldır kutlanıyor. Ayrıca bölgede yaşayan tüm halklar bu günü, Farsça aynı isim kökeninden türetilmiş birbirine çok yakın kelimeler ile adlandırılıyor.

Bu bayram için her toplum kendi mitolojisini farklı hikaye örgüleriyle üretmiş. Kürtler için aynı zamanda bir direniş önderi sayılan Demirci Kawa’nın Zuhak adındaki zalim kralı, dağda kaçak olarak yetiştirdiği genç ordusuyla yendiği gün olarak mitleştirilirken, Türkler için Ergenekon’dan çıkış günü olarak kabul ediliyor. Her toplum bu özel gün için kendi şarkılarını ve kutlama merasimlerini tesis etmiş. Bununla birlikte her toplum için feraha kavuşma, selamete erme ve ilerisi için umutlu olmaya dair temennilerin ve heyecanların dışa vurulmasına da ev sahipliği yapmış bir gün olarak ortaklaşılabildiği söylenebilir.

Bu farklık bize halkların kardeşliği üzerine kurulan cümlelerin eklektik karakterinden uzaklaşmanın imkanını veriyor olabilir. Her toplum kendi acı ve korku bakiyesi nedeniyle aynı günü farklı mitolojiler üzerinden tekrardan kuruyor. Şekilsel olarak sabit bir formattan söz edilemese de temelde aynı kaygıların ve heyecanların, kurtuluş ümidinin, bereketin, coşkunun bu kutlamalarda kendisini gösterdiğini söyleyebiliriz. Halkların kardeşliği ve sınıfların gerilimi, bugün vesilesiyle hikayelerdeki alt metinlerin halkların göz hizasındaki algılarında oluşan umuda yönelik temennileri mücessem hale geliyor.

Bize hissettirdikleri ve birleştiriciliğine olan ümidimizle birlikte tüm herkesin Nevruz/Newroz bayramı kutlu olsun. Bugünü bizi feraha ve haysiyetli bir hayata erdirecek günlerin işareti kılsın.

Yenigün’ün aydınlığına inanalım, kavgayı bırakmayalım!

Yorum bırakın