2. Dünya Savaşı’ndan sonra özellikle Fransız Marksistler arasında bir hümanizm tartışması yapıldı. Totalitarizm eleştirilerine karşı insan faktörü ön plana çıktı. Fransız Komünist Partisinin baş teorisyeni Roger Garaudy, “yabancılaşma” kavramına dayanan hümanist Marksizmi savunuyordu. Jean Paul Sartre, Varoluşçu hümanizmi Marksizme ‘antropolojik temel’ yapmak istemişti. 1960’ların ortalarında yapısalcı akım gelişti. Bu akım “insan”ı sadece “yapı”ların bir yan ürünü olarak görüyor ve hümanizmin bilimsel olarak temellendirilmesi mümkün olmayan bir ideoloji olduğunu iddia ediyordu. Althusser’in “teorik anti-hümanizmi” böyle doğdu. Esas olarak özne-yapı temelinde gerçekleşen bu tartışma çok ilgi gördü. Liberalizmin ideolojik hegemonyası altında sönmüş gözükse de, başka başlıklar altında hep devam etti. Bugün dünyanın temel meseleleri esasen insan meselesi etrafında yapılmaktadır. Bu söyleşi günümüzde ideolojik mücadelenin önemli bir başlığı olan post-hümanizme odaklanıyor. İlginize sunuyoruz.
Soran: Bedri Soylu
Konuşan: Yavuz Soysal